Kurdistan ve Gelecegimiz

Her salak tam ikna olmustur ve her tam ikna olmus da salaktir - Baltasar Gracian

07 July, 2006

Türkler, Orklar, Tirkolar!

J.R.R. Tolkien, Yuzuklerin Efendisi'nde yarattigi Orta Dunya'da kotulugun, kotu tarafin simgesi olarak; kotu tanri olarak secer Melkor'u secer. Melkor'un dunyasal islerde masasi Sauron'dur. Filminde artik soluk bir hayalet haline gelmis haliyle sadece gozunu gordugumuz iste bu hizmetci Sauron'dur... Sauron'a Melkor'un yikici amaclari dogrultusunda hizmet eden bircok irktan bircok canli icerisinde en asagilik olanlari ise orklardir.


Yuzuklerin Efendisi kitabindaki hikayenin gectigi hayali dunya olan Orta Dunya'nin tarih kitabi ise yine ayni yazarin yazdigi ve enfes bir hayal gucu iceren Silmarillion'dur. Bu kitapta Yuzuklerin Efendisi'nde gecen bircok irkin tarihini ve nereden geldiklerini ve niye yaratildiklarini vs ogreniriz. Orklarin tarihiyle ilgili de elbette bilgi vardir. Silmarillion'dan ogrendigimiz kadariyla Melkor ayni zamanda kendi yaraticisi da olan en buyuk tanrinin iyilik, saflik, temizlik timsali olarak yarattigi dunyali elfleri kiskanir ve bir kismini yakalayip tutsak eder. Yeraltinin derinliklerindeki zindanlarinda hapseder ve uzerlerinde binbir iskenceyle dolu deneyler uygular. Olmadik iskenceleri reva gorur ve nihayetinde kendisine bozulup pislesmis, kotu kokan ve her turlu isiktan, aydinliktan korkan kötü ruhlu orklari yaratir.

Elfler ki öldurulmedikleri surece ölümsüz; mukemmel irk olarak gecerler kitapta. Guzel sarkilari ve ölümsüz destanlari vardir. Dogaya asiktirlar ve dogaya uyumla varolurlar. Orklar ise guzele inat ne varsa odurlar.


Gecenlerde bir ingiliz gazetesi Yuzuklerin Efendisi kitabinin yazari J.R.R. Tolkien'in yakinlarina dayanarak verdigi bir haberde Tolkien'in kitapta adi gecen ork neslini yaratirken kendine turkleri model aldigini yazmisti. Ilginctir ve hakikaten Tolkien'e ve Yuzuklerin Efendisi'ne dair bu haber dikkat cekicidir. Cogumuz biliyoruz ki Turkiye Cumhuriyeti denilen ucube ulke, devlet ve onun vatandaslari; kendine "Turk" diyen cogunlugu ne tek tek bireyler olarak ne de topluluklar halinde turk degillerdir. Teknik olarak bu mumkun degildir. Yani kisaca diyecek olursak Turklerin Turk olma ihtimalleri yoktur!

Oncelikle bildigimiz su bilgiyi aktaralim: Turklerin Anadolu'ya gocu 11. yy'la baslar ve 19. yy'a kadar surer. Gercek manada Orta Asyadan Anadolu'ya bir gocten bahsedebiliriz bu durumda. Amma ve lakin Anadolu'ya Orta Asyadan baslayan bu gocun sonlandigi tarihe dek gecen 800 yil boyunca gocen nufus toplam 600 bin ila 800 bin arasinda olarak hesap edilir bilim adamlarinca. Donemin sartlarini goze alarak bir hesap yapsak ve her 100 yilda 2,5 nesil atlandigini varsayarak 800 yillik bir hesap yapsak saf turk nufusun ne kadar olabilecegi ortaya cikar. 800 yil boyunca 600-800 bin insan ve hepsi bir anda gelmediginden; ve tabii asla yerli nufusla kiz alip vermedikleri sartiyla yapmaliyiz bu hesabi... Fakat daha guzel bir bilgi vardir dikkatimizi cekmesi gereken. Turkler Anadolu'ya giris yaptiginda Anadolu'nun nufusu. ;)

Lidya, Frigya, Ionya ve baska onlarca, yuzlerce devletler kurmus Anadolu insanlari turklerin goc etmeye basladigi 11. yy'dan binlerce yil oncesinden o topraklari mesken tutmuslardi. Medeniyetler kurmuslardi. Ve nufuslari daha 11. yy'da 8 ila 10 milyon arasindaydi! Ve Turkler Orta Asya'dan geliyorlar diye hicbiri de kalkip bir yere gitmedi!Bu dogrulanabilecek bilgilerden sonra bugun TC vatandaslari olup kendine turkum diyen ve cekik gozlu olmayan; Orta Asya'da yasanan herhangi bir kulturle herhangi bir ilgileri olmayan bu nufusa ne ad vermek gerekir?

Daha gecenlerde bir Amerikali bilim adami Anadolu nufusunun genetik yapisi incelendiginde turk geni sahibi olmayan nufusun ezici baskinligindan (dominancy) bahsetmisti (Burada elbette Turk olmadigini acikca dile getiren Kurdler misali grubu haric tutarak sadece kendini Turk olarak tanimlayanlar uzerinden yapilan bir arastirma sozkonusu).Genetik yapiya bilimde genotip adi verilir. Genetik yapinin dissal gorunumune ise fenotip adi verilir. Fenotipten yola cikarak Anadolu'da cekik gozlu Turk olmamasindan hareketle TC vatandaslari arasinda Turk bulunmadigi zaten soyleyegeldigimiz birseydi. Fakat bunun sosyolojik dogrulamasini da yapabiliriz.

Anadolu'nun herhangi bolgesinde yasanan herhangi bir kulturde Orta Asya'dan hicbir iz bulamazsiniz. Buna ek olarak cesitli bolgelerde yasayan herhangi bir kulturde de birbirleriyle bir iliski kuramazsiniz. Karadeniz'de yasanan kultur ve folklor tamamen kendine ozgu, "unique" bir kulturdur ve komsusu Ic Anadolu'nun herhangi bir kultur motifiyle uyusmaz. Ege'nin Efe kulturunun bir Yunan gelenegi oldugunu biliyoruz. Akdeniz'in cogu geleneginin Anadolu'nun baska yerleriyle ilgisi olmadigini vs hep biliyoruz veya bilmeyenler bunu kolayca gozlemleyebilirler.Peki buna ragmen kendini "Turk" olarak adlandiran TC vatandaslarinin tutturdugu bu Orta Asyacilik nedir diye sormak gerekir. Orklar benzetmesine geri donelim. :)

Anadolu'da yasayan bu insanlar eger hem sosyolojik ve hemde genetik olarak turk degillerse ve olamazlarsa nedirler? Cogumuz TC'den bahsederken donmeler ve devsirmeler tarafindan yonetilen oligarsik yapidaki bir devlet erkinden bahsediyoruz. Oysa kendine "Turk" diyen tum toplum ayni sekilde asimile olmuslardir.Tarih icerisinde once Bizans hegemonyasinda, sonra Osmanli ismiyle yasayan "Yeni Bizans" hegemonyasinda kendi kimliginden ve tarihinden uzaklasmis bir Anadolu var.

20. yy'a ancak Yunanlilar, Ermeniler, Kurdler, Pontuslular, Gurculer ve kismen Lazlar asimile olmadan girebilmisler bu mezalim altinda. Yunanlilar savasla ve karsilikli anlasmayla Anadolu'dan cikarilip tarihi Helen topraklarina surulmusler. Ermeniler'in basina geleni biliyoruz. Pontuslar ve Gurculer apayri bir hikayedir, keza Lazlar ve birde biz Kurdler var ki kendimizi en iyi biz biliyoruz.Oysa 20. yy'la beraber Anadolulu olmayipta Anadolu'ya girenler vardir. Bunlar Arnavut, Pomak, Cingene, Cerkes, Cecen vs milletlerden ve genelde balkanlardan gelen göcmenler. Ozellikle Balkan gocmenlerinin bu devleti hem kurduklarini ve hem de yonettiklerini biliyoruz. Ornegin tum TC cumhurbaskanlari, hemen tum genelkurmay baskanlari ve yine cogu bakanlarin ve generallerin kökü Balkanlara dayanmaktadir. Kafkaslardan ve kismen Arap devletlerinden gelen bir nufusta elbette vardir. Ama absurdlugu sergilemek icin TC'nin bekaasini hararetle savunanlardan Bilgi Universitesi Ogretim Uyesi Ahmet Han'in afgan kokenli oldugunu belirtelim. (ORK BUNLAR ORK!)

Bu 20. yy gocmenlerinin digerlerinden, yani tarih icerisinde asimile olmuslardan cok ayirdedici yanlari vardir. Ornegin bunlarin tamami "Turk milliyetcisi!" ve yeminli Kurd dusmanidirlar. Kendi sahsi gozlemlerinden iyice bildigim en azili ve yeminli Kurd dusmanlarinin hep "Turk" olmadigini en iyi bilenler oldugudur. Turkiye toplumunun en gerici, en yobaz ve en asagilik kitlesinden bahsediyoruz bunlardan bahsederken. Kendi milletinin (Arnavut, Bosnak, Cerkez, Kürd, Arap, vs) herhangi bir hakkini savunmaktan yoksun, "Turk"lesmis (ORKLASMIS) bir adam dusunun. Mesela A.Melik'in karsisina gecip oturmus bir Emin Sirin. AKP milletvekiliydi bir ara; "Ben Cerkezken Turklugu savunuyorum da sen niye savunamayasin!" diyor. Akli sira kendi donmeliginde (ORKLASMAK) gurur duyulacak bir yan buluyor ve karsisindakine (utanmadan ve Allah'tan korkmadan) bunu teklif edebiliyor. Bu adam ve benzerleri Turk degildir, degildir ama nedir?

Birisi cikipta Tolkien orklari yaratirken kendisine model olarak Turkleri secti diye okudugum zaman kafami karistiran sorunun cevabi buymus meger. Sevgili Shexmus A. sagolsun.Silmarillion'u tekrar hatirlamak; "Turk"lerin "Turk" olamayacagini hatirlamak gerekiyormus. (O yuzden ve sezgisellikle tirko deniyor galiba bu forumda :))Tipki orklar gibi (Elflerden iskenceler sonucu yaratildilar) "Tirko"lar da Anadolu'da binyillarca yasamis topluluklardan iskenceler, baskilar ve zulumler sonucu yaratildilar. Hatta kimisi (Emin Sirin gibi milyonlarca Arnavut, Cerkes, Cecen, Kurd, Laz, Arap, Pomak, Bosnak, Sirp donmesi gibi) "Turk" olmadigini da net bir sekilde bilerek "Turkculuk" yapmakta, Kurdlere nefret kusmaktadirlar.

TC donmeleri ve devsirmelerini (orklarini; tirkolarini) bugun kurdlerin uzerine saliyor.Orklasmayan, yok edilemeyen Kurd nufusu... Tolkien'in Yuzuklerin Efendisi kitabinda Sauron'un tum orklarini son bir defa insanlarin uzerine saldirtip onlari yok etmek istemesi gibi... TC tum donme ve devsirmesi soysuzlarini Kürdün uzerine saliyor; salmistir.Kurdler olarak TC sinirlari icerisinde cok buyuk tehlike altindayiz. Bizden de orklasmamiz istenmekte. Aksi takdirde orklasmislarin saldirilariyla, lincleriyle insanligimiz ve kimligimize ek olarak kisiligimizin ve benligimizin yok edilecegi tehdidi altindayiz.

TC'de yasayan diaspora Kurdleri bu orklastirma kampanyasinda asimilasyona (orklasmaya) en cok maruz kalan grup olmustur. Buna ragmen orklasmayanlari öldürülmek isteniyor.

Gün biraraya gelme ve herhangi bir saldiri durumunda hangi sokakta nasil tedbir alinacagini konusma günüdur. Isgal Kurdistan'inda ise dusman orklasmis askerleri ve satin alinmis tanklariyla kendi vataninda Kürdün sesini kismak istemektedir. Sesini cikaran Kürde reva gordugu muamele ölümdur.Oyleyse dusmana aynisini yapma, onu silahla oldurme hakkimiz dogmustur.

Kendi ulkemde; uzerinde binyillardir yasadigim ulkemde bana efendilik taslamaya kalkisan bu ork surusu benim silahimdan cikacak kursunla oldurulmeyi haketmektedir

Shexmus Amed'den bir pas alip kullanacak olursam, Kurdistan'in isgalcilerinden kurtarilmasi mucadelesi ayni zamanda orklara karsi insanligin savasidir!

PS. Bu yaziyi ilk welatparez sitesinde yazmistim. Arkalarda kaybolmasina gonlum razi olmuyor.

06 July, 2006

Şemdin Sakık'ı kazanmadan Kürdistan'ı kazanamazsınız


Bu konu bir süredir üzerinde durmak istediğim ve Kürd entellektüel ve politik çevrelerinin tamamen yanlış ele aldıklarını düşündüğüm bir konudur. Eskimiş ve kaybettiren bir kültürün beraberinde ele alınmasını dayatan Kürdler için dönüm noktası sayılabilecek bir milli kavrayıştan bahsediyorum. Nadir kahramanlarımızdan olan Şemdin Sakık veya nam-ı diğer 'Parmaksız Zeki'. Kürd oğlu Kürd, canını milletine siper etmiş, dünya malını teperek dağlara çıkmış ve kendi körlüğümüzün neticesi bugün düşmanın elinde olan öz be öz kendi malımız olan bir Kürd lideri.

Hayat hikayesini veya kahramanlıklarını iki sebepten anlatmaya gerek duymuyorum. Birinci ve öncelikli sebep tüm Kürdistan'a malolmasıdır. İkinci sebep ise benden çok daha iyi anlatabileceklerin varlığıdır. Peki bu kahramanlıkları sahiplenmeyerek aslında milletleşme sürecinin en önemli dönemeçlerinden birini dönemediğimizin kaç kişi farkındadır? Parmaksız Zeki düşman elinden kurtarılmadığı sürece (cezaevinde tutuluyor olması değildir kastım) sizce biz kendimize bir millet diyebilir miyiz?

Konuya, Kürd'e düşman millet ve devletlerin kültürümüze soktuğu ajan kavramıyla yaklaşmanızı tavsiye ederim. 40 milyonun sanki bir örgüt militanlarıymış gibi birbirine ajan diyerek yaklaştığı bir kültürden bahsediyoruz. Fikrini beğenmediğine rahatça 'ajan' diyen ve bu sayede kendisine aynı kolaylıkta ajan denilmesinin yolunu açan ama en önemlisi 'birbirine güvenemez insanlar topluluğu' yaratan bir kültür. Bir millet birbirine güvenemezlerden oluşabilir mi? Veya hadi türklerden aşırma bir yaklaşım gösterelim: Vatan sevgisi ölçülebilir mi? "O vatanı 10 cm seviyor bense tam 50 metre seviyorum" denebilir mi?

Daha soyut yaklaşım geliştirenler olabilir. Örneğin PKK'lilerin çokça sevdiği yaklaşım kendilerinin elde silah dağda savaştıkları. Bunu diyen dağdaki gerilla olsa diyeceğim olmazda Avrupa'nın göbeğinde göbek şişirenlerden bunu duymak epey ilginçtir. İşte Parmaksız Zeki kod isimli itibarını hiç almadığımız ama pekte sahip çıkmadığımız kahramanımız bu sevginin somutlaştığı örneklerdendir. "10 cm veya 50 mt" bahsi olmasa bile ailesiyle beraber gözönüne aldığımızda politik mücadelenin şehirde, sağda, diplomaside; her cephesinde görev almış /almakta olan bir portre çıkar önümüze. Bu aileyi ve bu ailenin önde gelenlerinden Şemdin Sakık'ı vatan sevgisini bize öğretenlerden olarak tanımlamamız yerindedir.

Hepimizin az çok bildiği ve aslında detaylı olarak ele alınması gereken olaylar yaşandı PKK içerisinde. Adına Apoculaşmak denilen iğrenç bir kişiliksizleştirme çarkıyla dolu DNA'si bozuk bir örgüt olan PKK içerisinde bu simge insan onur kırıcı hakaretlere uğradı. Kişiliğyle oynandı. Öyle ki şerefimiz olan bir insana zorla "şerefsiz" olduğu söylettirildi. Hepimiz şerefsiz olmuştuk o anda ama yukarıda değindiğim kültürün bir yönü bu şerefsizliği Şemdik Sakık ile beraber kabul etmemize sebep oldu.

Burada kısaca İngilizlerin sömürgelerde uyguladığı bir yönteme değineyim. İngilizce tabir "Breaking the eye", yani gözü kırmak. Bu aslolarak köpek eğitimlerinde kullanılan bir yöntem. Köpeklerden itaatkar olmaları beklenir. Ancak kimi yavrunun itaatkar değilde bağımsız karakterli olduğu gözlerindeki kural tanımazlıktan, hür ifadeden belli olur. İngiliz köpek terbiyecileri bu köpekleri bir duvar köşesine alarak gözleri kırılana kadar döverlermiş. Arada bir gözleri kırılıp kırılmadığına bakılır, değilse devam edilirmiş. Gözü hiç kırılmayan köpeklerde olurmuş ve onlar, evet doğru bildiniz, öldürülürlermiş.

PKK'nin örgüt işleyişi ve tepesinde Apo'nun durduğu çarkı aynen böyle olmuştur. Askeri emir komuta zincirinin emre itaat anlayışını çokça aşan, gerilla örgütlenmesine ters bir mantıktan bahsediyoruz. Bilinçli insanlardan oluşacağı varsayılan gerillada merkezinde kendisini "Başkanlık", yani bir makamla tanımlayan hasta ruhlu bir psikopat, çevresinde bunu itirazsız kabul eden -kişiliksiz veya kişiliksizleştirilmiş- bir takım. Bu takımın görevi idari olanların dışında savaş süresince aktif rol oynamak. PKK savaşımının telsizle ve savaş alanında hiç bulunmamış biri tarafından sürdürüldüğü de akla gelince sapkınlığın boyutu herhalde gözler önünde gelir. Soyut bir yaklaşımla ele alınmış ve kendisini "Başkanlık" sıfatıyla tanımlayan hasta akıllı birinin tek kişilik hatsa beynine bırakılmış bir savaş ve bu savaşta inisiyatif alma cesaretini gösteren Şemdin Sakık!

İnisiyatif almak kelimesi önemlidir. CV sahibi olanlarınıza bir sorum olacak. İnisiyatif alma becerisi olmayanın girebileceği kaç açık pozisyon kaldı dünyada? Ya da işyeri sahipleriniz cevap versinler: İnisiyatif alma becerisi olmayanlardan yönetici kademesinde başarı beklenebilir mi?

Şemdin Sakık bir komutandı. Sadece komutan değil lider bir komutandı. Sadece lider bir komutan değil, düşmanın korkusu halkın atan yüreğiydi. Bir milletin beyaz atlı prensi olmuştu. Gerillasını seven, önemseyen, onunla birlikte dağlarda düşman kovalayan birinden bahsediyoruz. Ne oldu da Şemdin Sakık bir anda gündemimizden böylesine düştü ve ne oldu da Şemdin Sakık'a söz söyleme cesaretini buldu bazı sapkınlar?

Konuştuğum, irtibat içerisinde olduğum onlarca Kürd şahsiyeti içerisinde gözleri dolmadan Şemdin Sakık'tan bahsedenine rastlamadım. Peki öyleyse nedir bizi Şemdin Sakık'ı sahiplenmekten alıkoyan. Mahpus'ta düşmanın ellerine düşmüş, Kürdler arasından tamamen dışlanmış bir Kürd lideri. Peki bizde hiç mi utanma yoktur ki Şemdin Sakık'ı sahiplenmeye dilimiz varmıyor. Onu düşmana teslim ettiğimiz itiraf etmektense "Şöyleydi de böyle oldu" derken şerefsizliğin en derinlerine yuvarlandığımızı farkedemiyor muyuz?

Daha açık konuşalım: Şemdin Sakık düşmanın Genelkurmay Başkanlığı makamına getirilse bile (ki kendini o dakika öldürmekten şüphe etmeyecektir) 90'lı yıllarımızın, savaşlarımızın, türk denilen ORK çetesine karşı yürüttüğümüzün simgesi olma vasfını koruyacaktır. Ona sahip çıkmak ve o bizi iteklese bile sahip çıkmak millet oluşumuzun ve kendi dünümüze ve bugünümüze sahip çıkmakta olduğumuzun göstergesidir. Ki Allah biliyor ya Şemdin Sakık'ı biz düşmana verdik, düşmana verdikten sonra arkasından biz küfür ettik ve bir millet olmaktan ne kadar uzak olduğumuzu ona sahip çıkmamakla gösterdik.

Bugün onu düşmanın elinden söküp geri alma günüdür. Apo gibi ihanet çukurunun oksijen kalmamış boklu köşelerinde gezinmemiş ve bunu kendisine yakıştırmayacak bir Kürdistan evladını ve onun şahsında PKK'li yıllarımız ele alıp restorasyona, Kürd kimliğinin yeniden yaratılmasına ihtiyaç duymaktayız.

Konuya giriş niteliğinde bu yazıyı yazmayı uygun gördüm.